AHMET DUR

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı,  MarmaraÜniversitesi, Kudüs Platformu ve İrfandan Medeniyete Hareketi’nin düzenlediği ‘Osmanlı Döneminde Kudüs Uluslararası Sempozyumu’ yapıldı.

İki gün süren Kudüs Sempozyumu Cevahir Kongre Merkezi’nde Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un da katıldığı sempozyuma ulusal ve uluslararası çok sayıda Kudüs ilgilisi de iştirak etti. Programda Filistin, Bahreyn, Bosna-Hersek, Ürdün, İtalya gibi ülkelerden gelen ilim adamları da bildirilerini sundullar.

Biz Kudüs’e doğru adım atınca, Kudüs’de bize doğru adım attı

Kudüs Platformu Başkanı Belkıs İbrahimhakkıoğlu yaptığı konuşmada ‘Biz artık hamasi duygularla övünmek ya da yerinmek değil ilmi haysiyeti muhafaza eden gerçek bilgiler ışığında haksızlıkların, çatışmaların değil, insanların müştereken yüce bir gayeyle bir araya gelebilecekleri, adaletsizliğin ortadan kaldırılabileceği bir zeminin oluşturulmasını bekliyoruz. Bizim inanç kaynağımız bizi bu konuda besleyebilecek çok zengin bir derinliğe sahiptir. Biz o kaynaklara bir de bu gözle bakmak zorundayız. Allah elbette ki dünyevi çıkarlar, hesaplar için çaba sarf eden insanların yolunu ebediyete kadar devam ettirmeyecektir. Allah inananlarla, gayret edenlerle beraberdir. Bu nedenle biz Kudüs Platformu olarak bu adımları önemsiyoruz’ dedi.

Platformun kurucularından olan aynı zamanda programın da sunumu üstlenen Zeynep Türkoğlu ‘Biz Kudüs’e doğru adım atınca, Kudüs de bize doğru geldi ve dünyamıza girdi artık. Yapılabilecek belki çok şey var. Biz ilmi açıdan değerlendirmek istedik.’ diyerek sempozyumun düzenlenme amacını anlattı.

Kudüs, en mutlu günlerini hep Müslümanların hakimiyetinde yaşadı

Sempozyumun düzenleme kurulu başkanı Prof. Dr. Cengiz Tomar ise konuşmasında dünden bugüne Kudüs tarihine değinerek, şunları söyledi; ‘Hep kan ve gözyaşı ile anıyoruz Kudüs’ü. Halbuki Peygamberin (sav) vefatından henüz beş yıl geçmeden fethedilen, yaklaşık 1.300 yıl İslam hakimiyetinde kalan bu şehir, en mutlu dönemlerini hep Müslümanların hakimiyetinde yaşadı. Bunun iki tane kesintisi var tarihte. Birincisi 1099 Haçlı seferleri, ikincisi 1917’den itibaren devam eden, önceleri İngiliz ardından İsrail işgalleri. Yüzlerce yıl barış içinde yaşayan bu şehir maalesef yine kan ve gözyaşları ile anılmaya devam ediyor. Kudüs denince aklımıza gelen ilk isim Nureddin Zengi. Haçlılarla uzun bir müddet mücadele etti. Üç temennisi vardı Zengi’nin. Birincisi İslam birliğini sağlamak. Buna muvaffak oldu. Kudüs’ü Haçlılardan geri almak. Bu komutanlarından Selahaddin’e nasip oldu. Üçüncüsü ise Peygamberin (sav) müjdesine nail olup İstanbul’u fethetmek. Nureddin’e nasip olmadı Kudüs’ü fethetmek ama fethedildiğinde Mescid-i Aksa’ya konacak minberi Halepli marangozlara o yaptırdı. Minberin bitirildiği 1168 tarihinde Selahaddin genç yaşta bir komutandı. Yaklaşık 20 yıl sonra Selahaddin, Kudüs’ü fethederek, Nureddin’in minberini oraya yerleştirdi. O da Hz. Ömer gibi verdiği emanname ile hem Yahudileri hem Hristiyanları güvenlik içinde yaşattı.’

Kaynak: http://www.yenisoz.com.tr/kudus-te-baris-oldugu-zaman-dunyada-baris-olur-makale-21647

Kudus-Sempozyumu