Hanzala…

Filistin’in dik saçlı, yalın ayaklı, tişörtü yamalı çocuğu…
On yıllara yayılan direnişin çizgi sembolü…
Sırtını dünyaya, yüzünü Filistin’e çevirmiş bir küskün kahraman…
Küskündü çünkü insanlık Filistin’de yaşananlara sessiz kalıyordu.
Küskündü çünkü toplu katliamlara bile sesi çıkmıyordu dünyanın…
Tek silahı taşıydı onun da Filistinli akranları gibi…
Üstelik o taşlar gerçek taşlardan daha çok korkutuyordu işgalcileri…
….
Dünyanın en tanınmış Filistinli çocuğu o…
İsrail ajanlarının katlettiği karikatürist Naci Ali’nin kansız cansız oğlu…
Hiç koşamadı Filistin sokaklarında ama çizerinden sonra onun da döküldü kanı…
Kızıla boyadı bir tuvali baştan başa…
İlk kez bir sanatçı, bir ressam, Hanzala’yı kanlar içinde çizdi.
O resim, hafta sonu Kudüs Platformu’nun Cumhurbaşkanlığı himayesinde İstanbul’da düzenlediği programda sergilendi.
Üstelik Hanzala’yı tuvalde öldüren ressam, Hani Mazhar da oradaydı.
Nereden aklına gelmişti bir çizgi karakteri kanlar içinde çizmek?
Hem Hanzala’yı neden öldürmüştü, yaşamın ve direnişin apaçık sembolü olduğu halde?
Biz sorduk, o anlattı. 
O anlattı biz şaşırdık. 
Ben de size anlatayım onun dilinden…
….
“Hanzala’nın çizeri Naci Ali Londra’da benim arkadaşımdı” diyerek başladı söze…
Hemen yandaki bir karikatüre dönerek “Bana bu karikatürü gönderdi” dedi.
O Naci Ali ki hayatının ilk yıllarında tanıştı İsrail işgali gerçeğiyle…
Henüz Hanzala’nın yaşındayken evinden yurdundan sürüldü, Sabra ve Şatilla katliamlarına şahitlik etti.
22 Temmuz 1987’de Londra’da çalıştığı gazeteye giderken İsrail ajanları tarafından sokak ortasında kurşun yağmuruna tutularak şehit edildi.
İşgal karşıtı sanatçılar, Naci Ali’nin manevi yetimi Hanzala’yı çizgilerinde yaşatmaya devam etti yıllar yılı…
Küçücük bir çocuk, bombalara, ablukaya, esarete direndi hiç bıkıp usanmadan…
Ağırdı, sırtladığı sorumluluk.
Boyundan da yaşından da çok büyüktü.
Ancak insanlık ne ortak oldu ne de destek, onun bu ağır yüküne…
Adını sadece Filistin konusunda hassas insanlar duydu. 
Görünmeyen yüzünü sadece onlar gördü rüyalarında…
Hanzala bütün sanat eserleri gibi bir anlamda ölümsüzdü. 
Bu yüzden onu Yunan mitolojisi kahramanlarından Aşil (Akhileus)’e benzetiyorum.
Efsaneye göre Aşil, bebekken ölümsüzlük nehrinde yıkanmış ama annesi onu topuğundan tuttuğu için sadece topuğu bu ölümsüzlük özelliğini kazanamamıştır.
Büyüdüğünde dünyanın en büyük savaşçısı olur, karşısında hiçbir düşman dayanamaz.
Truva Savaşı’nda tek zayıf noktasından, topuğundan zehirli bir okla vurularak öldürülür.
Hanzala’nın içinde bulunduğu durum Aşil’i çağrıştırdı bana. 
Onu öldürebilecek tek şey, ümmetin ve insanlığın işgale ve zulme duyarsızlığı olabilirdi. 
Öyle de oldu. 
O duyarsızlık hatta ihanet, gün geldi Aşil gibi Hanzala’yı da topuğundan vurdu resmettiğim tabloda.
Hanzala’nın yiyemeden kan denizine düşürdüğü elma ise hayal ettiği özgürlüktü…
“İşte bu duygularla, hiçbir zaman hak ettiği değeri bulamamış Hanzala’yı kanlar içinde şehit olmuş bir halde resmettim…” 

………..
Birkaç saniye göz atıp türlü yorumlar yaptığımız “Şehit Hanzala” tablosunun anlamı, ressamının dilinden özetle ve anlam olarak böyle…
Kimin aklına gelir Hanzala’yı öldürmek diye sormuştuk birbirimize.  
Aldığımız bu cevapla derin bir sessizliğe büründük hepimiz.
Son resminde şehit olsa da Filistin’in yalın ayaklı çocuğu Hanzala, elinde taşla dimdik direniyor işgale ve işgale duyarsız kalan, hatta destek veren dünyaya…
Hani Mazhar’ın verdiği mesajsa çok açık. 
Elinden tutmazsanız Hanzala’yı da kaybedeceksiniz.
Tıpkı her yıl kaybettiğiniz gerçek Filistinli çocuklar gibi…

Kaynak: http://www.haber7.com/yazarlar/semanur-yaman/2323133-hanzalayi-kim-oldurdu